GUBZE Senfonik Döngü I — III. Yaklaşma

Mesafenin İlişkiye Dönüştüğü Yer

“İlk Fark Ediş”te bir hareketin varlığı sezilmişti.

Fark eden ile fark edilen arasında, hareketin görülebilmesini sağlayan bir açıklık doğmuştu. Fakat fark etmek, henüz yaklaşmak değildi.

“Yaklaşma”, fark edilenin bulunduğu yere doğru yönelmekle başlar.

Bu yöneliş, aradaki mesafeyi bir anda ortadan kaldırmaz. Yaklaşan ile yaklaşılanı aynılaştırmaz. Yalnızca aralarındaki açıklığı, ilişki kurulabilir bir alana dönüştürür.

Yaklaşma bu nedenle bir varış değil; ilişkinin başlamasıdır.

Başlangıçtaki Soru

Bir şeyi fark etmek, ona yaklaşmak için yeterli midir?

Yaklaşmak, aradaki mesafeyi ortadan kaldırmak mıdır?

Yoksa gerçek yaklaşma, mesafeyi yok etmeden onun içinde bir ilişki kurabilmekle mi başlar?

Bu bölümün düşünce yürüyüşü, fark etmek ile yaklaşmak arasındaki ayrımda ilerler:

Fark ediş, bir hareketin varlığını sezmek ve ona doğru bir yön açmaktır.

Yaklaşma ise açılan bu yönde kalmak; fark edilenle ilişki kurmayı göze almaktır.

Düşüncenin Yürüyüşü

Yaklaşmanın başlayabilmesi için önce fark edilen bir hareket bulunmalıdır.

“İlk Fark Ediş” bu hareketi görünür kılmıştı. Fakat görünen henüz anlaşılmış, adlandırılmış veya bütünüyle bilinmiş değildir.

Yaklaşan, neyle karşılaşacağını kesin olarak bilmeden yönelir.

Bu nedenle yaklaşma yalnızca mesafenin azalması değildir. Aynı zamanda belirsizliğin içinde ilişki kurma cesaretidir.

Burada ince bir ayrım belirir:

Yaklaşmak, yaklaşılanı ele geçirmek değildir.

Onu kendi düşüncemize göre tamamlamak, açıklamak veya sabitlemek de değildir.

Yaklaşma; karşısında belirenin kendisini gösterebileceği açıklığı koruyarak ona doğru ilerlemektir.

Bu ilerleyişte mesafe bütünüyle kaybolmaz. Çünkü ilişkinin kurulabilmesi için yaklaşan ile yaklaşılanın birbirinden ayırt edilebilir kalması gerekir.

Fakat mesafe artık kopukluk da değildir.

Dikkatin içinden geçen canlı bir bağa dönüşür.

Yaklaşılan, yaklaşanın bakışıyla değişmek zorunda değildir. Fakat yaklaşan, kurduğu ilişkinin içinde önceki hâliyle kalamaz.

Yaklaşma gerçekleştiğinde yalnızca aradaki uzaklık değişmez; yaklaşanın görme ve duyma biçimi de değişmeye başlar.

Sesin Hareketi

Bu bölümün düşünsel okumasında ses, “İlk Fark Ediş”te açılan yönü izlemeye başlar.

Önce dikkatle durur.

Ardından fark edilen harekete doğru ilerler; yaklaşır, geri çekilir, yeniden yönelir.

Bu hareket doğrusal ve kesintisiz değildir. Ses bazen mesafeyi azaltır, bazen aradaki açıklığı yeniden duyulur kılar.

Çünkü yaklaşma, sürekli ileri gitmek değildir.

Nerede durulacağını, nerede yeniden dinleneceğini ve yaklaşılanın kendisini gösterebilmesi için ne kadar açıklık bırakılacağını da bilmeyi gerektirir.

Müzik burada kesin bir kavuşmayı ilan etmez.

Yaklaşmanın gerilimini, inceliğini ve henüz tamamlanmamış ilişkisini taşır.

Sesler birbirine değmeye başlar; fakat birbirinin içinde kaybolmaz.

Aralarında kalan açıklık, müziğin de nefes aldığı yer olur.

Döngü İçindeki Yeri

“Yaklaşma”, GUBZE Senfonik Döngü I’in üçüncü ana bölümüdür.

İlk bölümde oluşan vardı; fakat henüz kendisini fark etmiyordu.

İkinci bölümde kendi hareketine yöneldi ve ilk fark ediş gerçekleşti.

Üçüncü bölümde ise fark edilen artık yalnızca uzaktan sezilen bir hareket olarak kalmaz. Ona doğru bilinçli bir yöneliş başlar.

Böylece döngünün hareketi şu çizgide ilerler:

Oluşan vardır.

Oluşan kendisini fark eder.

Fark eden, fark ettiğine yaklaşır.

Fakat yaklaşmak yalnızca yakınlık doğurmaz. Kurulan ilişki, yaklaşanın kendi içindeki farklı yönleri de görünür kılmaya başlar.

Bir sonraki ana bölüm olan “IV. İç Mücadele”, bu karşılaşmanın yaklaşanın içinde açtığı gerilimle başlayacaktır.

Eseri Dinle

III. Yaklaşma | GUBZE Senfonik Döngü I

“Yaklaşma”, fark edilen harekete doğru kurulan ilk bilinçli ilişkinin sesidir.

Eseri dinlerken seslerin yalnızca birbirine ne kadar yaklaştığına değil; nerede durduğuna, nerede geri çekildiğine ve aralarındaki açıklığı nasıl koruduğuna da kulak verilebilir.

Burada yaklaşma, bir sona ulaşmaz.

Kendisini sürdürürken duyulur hâle gelir.

Bugünden Bakınca

Bu metin, eserin tek ve kesin anlamını belirlemek için yazılmadı.

Eser tamamlandıktan sonra yapılan düşünsel bir okumayla; bölümün adı, döngü içindeki yeri ve sesin taşıdığı hareket arasındaki ilişkiyi görünür kılmayı amaçlıyor.

Dinleyenin karşılaştığı yaklaşma bundan başka bir yerde açılabilir.

Bir insana, bir düşünceye, henüz adı konulmamış bir duyguya veya kişinin kendi içinde fark ettiği bir harekete doğru gerçekleşebilir.

Bunların hiçbiri eserin tek açıklaması değildir.

Ses, her dinleyende başka bir mesafe ve başka bir yakınlık kurabilir.

Bugünden bakıldığında bölümün bıraktığı en açık cümle şudur:

Yaklaşılan belirir; yaklaşan yeniden oluşur.

Bir Önceki ve Bir Sonraki Hareket

Bir önceki bölüm:

II. İlk Fark Ediş

Fark eden, hareketin varlığını sezdi.

Şimdi ona doğru bir ilişki kurdu.

Sıradaki bölüm:

IV. İç Mücadele

Yaklaşmayla açılan ilişki, yaklaşanın kendi içindeki farklı yönleri karşı karşıya getirecektir.