Gubze Nedir?

GUBZE Nedir?

Ses, Nefes ve Anlam Arasında Bir Araştırma Yolu

GUBZE; Çerkesçenin seslerinden başlayarak dil, anlam, kültür, bilinç ve varlık arasındaki ilişkileri araştıran kavramsal bir çalışma alanıdır.

Bu çalışma, dilin yalnızca sözcüklerden ve dil bilgisi kurallarından oluşmadığı düşüncesinden hareket eder. Konuşulan her ses bedende oluşur; nefesle taşınır, ağız içinde biçimlenir ve sözcüklerin kuruluşuna katılır.

GUBZE’nin ilk sorusu burada doğar:

Bir sesin bedensel oluşumu ile sözcüklerde üstlendiği anlam işlevleri arasında izlenebilir bir ilişki var mıdır?

Bu soru, hazır bir cevabın ilanı değil; araştırmanın başlangıcıdır.

GUBZE Adı

GUBZE adı, bu çalışma içinde Çerkesçedeki GU ve BZE kavramlarının yan yana getirilmesiyle kurulmuştur.

GU, çalışmamızda yalnızca biyolojik bir organ olarak değil; insanın iç merkezi, yönelişi, duyuşu ve anlamla kurduğu ilişki bakımından ele alınır.

BZE ise dil ve söz alanını açar. İnsan, iç dünyasında oluşanı ses ve dil yoluyla görünür hâle getirir; kendisiyle, başkasıyla ve dünyayla ilişki kurar.

Bu nedenle GUBZE, en kısa anlatımıyla:

İç merkezden dile, sesten anlama açılan yolun adıdır.

Bu açıklama, “GUBZE”nin tarihsel olarak bu anlamda kullanıldığını ileri süren kesin bir etimoloji iddiası değildir. GUBZE, GU ve BZE’nin çağırdığı anlam alanlarından hareketle bu çalışmada kurulmuş bir adlandırmadır.

GUBZE ile XABZE Aynı Şey Değildir

GUBZE, XABZE/KHABZE/HABZE sözcüğünün başka bir yazılışı veya onun yerine önerilmiş yeni bir ad değildir.

XABZE, Adığe toplumunun tarih boyunca geliştirdiği etik, davranış, ilişki ve toplumsal düzeni ifade eder. Saygı, sorumluluk, ölçü, onur, misafirlik, yaş ve konum ilişkileri gibi birçok alan XABZE içinde biçimlenir.

GUBZE ise Çerkesçenin seslerinden ve sözcük köklerinden hareketle dil–anlam–kültür–bilinç ilişkisini araştırmak üzere oluşturulmuş kavramsal bir çerçevedir.

İki kavram birbirinden ayrıdır; fakat ilişkisiz değildir.

GUBZE, XABZE’nin yerine geçmez. XABZE’nin dile, söze, nefese ve insanın kendisini taşıma biçimine yansıyan yönlerini de araştırma konusu yapabilir.

Kısaca:

XABZE, tarihsel ve toplumsal bir yaşama düzenidir.
GUBZE, ses ile anlamdan başlayarak bu düzenin de dilsel ve varoluşsal zeminine sorular yönelten bir araştırma yoludur.

GUBZE Nasıl Çalışır?

GUBZE, bir sesi yalnızca işitilen bir fonetik birim olarak ele almaz. Sesin oluşumu sırasında bedende gerçekleşenleri de gözlemler:

  • Nefes nereden ve nasıl hareket eder?
  • Dil, dudaklar, damak ve boğaz nasıl konumlanır?
  • Ses açılır mı, daralır mı, yükselir mi, yayılır mı?
  • Hangi Çerkesçe sözcüklerde ve köklerde yer alır?
  • Bu sözcüklerde tekrarlanan veya birbirine yaklaşan anlam görevleri var mıdır?
  • Gözlenen örüntüler kültürel kavramlarla ilişkilendirilebilir mi?
  • Bu ilişkiler insanın dünyayı algılama ve varlıkla bağ kurma biçimi hakkında ne düşündürür?

Araştırmanın genel hareketi şöyledir:

Ses → Yön → Hareket → Anlam → Kök → Dünya Hâli → Kültür → Bilinç → Varlık

Bu zincir tamamlanmış ve kanıtlanmış bir yasa olarak değil, ses çözümlemelerinde sınanan bir araştırma modeli olarak kullanılmaktadır.

Her ses aynı açıklıkta bütün halkalara ulaşmayabilir. Bir çözümlemede görülen ilişkinin başka sözcüklerde tekrar edip etmediği ayrıca incelenmelidir.

Gözlem ile Yorum Arasındaki Sınır

GUBZE çalışmalarında bütün ifadeler aynı bilgi değerine sahip değildir. Bu nedenle çözümlemelerde farklı düzeyler birbirinden ayrılır:

1. Fonetik gözlem

Sesin nasıl çıkarıldığı; konuşma organlarının konumu, nefesin hareketi ve işitilen özellikleridir.

2. Dilsel veri

Sesin yer aldığı Çerkesçe sözcükler, kökler, kullanımlar ve bilinen anlamlardır.

3. Örüntü ve yorum

Sözcükler arasında tekrar ettiği düşünülen anlam yakınlıkları ve bunların sesin oluşumuyla olası ilişkileridir.

4. Ontolojik önerme

Ses, anlam, kültür, bilinç ve varlık arasında kurulabilecek daha geniş ilişkinin düşünsel ifadesidir.

İlk iki alan daha doğrudan gözlem ve dil verisine dayanır. Üçüncü alan yorum içerir. Dördüncü alan ise araştırılmaya, karşılaştırılmaya ve eleştiriye açık bir düşünce önerisidir.

Bu ayrım GUBZE için bir eksiklik değil, düşünsel sorumluluktur.

Sezgi, Hatırlama ve Araştırma

GUBZE’nin doğuşunda sezginin önemli bir yeri vardır. Bazı sorular önce bir sesin bedende bıraktığı duyumdan, bir sözcüğün beklenmedik biçimde açılmasından veya farklı kelimeler arasında fark edilen yakınlıktan doğmuştur.

Ancak sezgi, ulaşılan sonucun kanıtı değildir.

Sezgi soruyu açar.
Gözlem onu görünür kılar.
Dilsel veri sınar.
Karşılaştırma güçlendirir veya zayıflatır.
Eleştiri ise sınırlarını belirler.

Bu nedenle GUBZE, sezgiyi dışlamaz; fakat sezgisel bulguyu doğrulanmış bilgiyle de bir tutmaz.

GUBZE’nin Diğer Çalışmalarla İlişkisi

Ses ile anlam arasındaki keyfî olmayan ilişkiler; ses sembolizmi, fonosemantik, ikonisite ve bedenlenmiş biliş gibi alanlarda uzun zamandır araştırılmaktadır.

GUBZE bu alanlarla bazı sorularda kesişir. Özellikle sesin fiziksel oluşumunun anlam algısına katkıda bulunup bulunmadığı, çağdaş araştırmaların da ele aldığı bir konudur.

Bununla birlikte GUBZE’nin araştırma alanı, tek başına ses ile nesne özelliği arasındaki eşleşmeyle sınırlı değildir. Çerkesçe seslerden sözcük köklerine, oradan kültürel anlamlara ve varlık düşüncesine uzanan daha geniş bir ilişkiyi sorgular.

Bu geniş geçişlerin tümü henüz akademik olarak doğrulanmış değildir. Her halka kendi verisi, yöntemi ve karşılaştırmalarıyla ayrıca çalışılmalıdır.

GUBZE’nin Özgünlük Alanı

GUBZE’nin özgünlüğü, “ses ile anlam arasında ilişki olabilir” sorusunu ilk kez sormasında değildir. Bu soru farklı bilimsel ve düşünsel geleneklerde daha önce de sorulmuştur.

GUBZE’nin ayırt edici olabilecek yönü şurada aranmalıdır:

  • Çerkesçenin zengin ses yapısını merkezine alması,
  • Sesin bedensel oluşumu ile sözcük köklerini birlikte incelemesi,
  • Ses–yön–hareket–anlam ilişkisini sistemli bir çözümleme modeli hâline getirmesi,
  • Dilsel örüntülerle Adığe kültürel dünya görüşü arasında bağ araştırması,
  • Bütün bunları ses, nefes, kültür, bilinç ve varlık arasında bütünlüklü bir soru alanına dönüştürmesi.

Bildiğimiz kadarıyla bu bütünlüğün Çerkesçeye doğrudan uygulandığı bir emsal henüz belirlenmemiştir. Ancak bunun kesin bir “dünyada ilk” hükmüne dönüşebilmesi için kapsamlı ve sistematik bir literatür taraması gerekir.

Bu nedenle GUBZE, özgünlüğünü ilan etmekten önce onu çalışmalarıyla göstermeyi amaçlar.

GUBZE Tamamlanmış Bir Öğreti Değildir

GUBZE:

  • Bir inanç sistemi değildir.
  • XABZE’nin yerine konmuş yeni bir ad değildir.
  • Her ses için değişmez ve kesin anlamlar ilan eden kapalı bir sözlük değildir.
  • Tamamlanmış bir akademik kuram değildir.
  • Eleştiriden korunması gereken dokunulmaz bir öğreti değildir.

GUBZE, gelişmekte olan bir araştırma ve düşünme alanıdır.

Sorular sorar, sesleri dinler, sözcükleri karşılaştırır, örüntüler arar ve ulaştığı yorumları sınanmaya açık tutar.

Bir çözümleme yeni verilerle güçlenebilir, değişebilir veya yeniden kurulabilir. Çünkü burada amaç, önceden verilmiş bir hükmü doğrulamak değil; Çerkesçenin seslerinde gerçekten ne bulunduğunu dikkatle görmeye çalışmaktır.

Neden Çerkesçe?

Çerkesçe, çok sayıdaki sessel birimi, güçlü artikülasyon ayrımları ve zengin kök yapısıyla ses–anlam ilişkisini araştırmak için geniş bir alan sunar.

Her ses yalnızca alfabede bulunan bir işaret değildir. Söylenirken bedende gerçekleşen bir olaydır. Sözcüğe katılır, anlamın kuruluşunda görev alır ve kuşaklar boyunca konuşularak kültürel hafızanın içinde yaşar.

GUBZE, Çerkesçeye dışarıdan hazır bir anlam sistemi giydirmek istemez. Dili kendi sesleri, kendi sözcükleri ve kendi ilişkileri içinde dinlemeye çalışır.

Çıkış noktası şudur:

Dili konuşturmadan onun adına konuşmamak.

Açık Bir Davet

GUBZE.org, tamamlanmış cevapların sergilendiği kapalı bir arşiv değil; soruların, çözümlemelerin ve karşılaştırmaların birlikte geliştiği açık bir çalışma alanıdır.

Burada her ses yeniden dinlenir.
Her sözcük kendi kökleri içinde incelenir.
Her yorum, dayandığı gözlem ve verilerle birlikte sunulmaya çalışılır.
Her ontolojik önerme, soru olarak açık tutulur.

Çünkü GUBZE’nin amacı yalnızca seslere anlam vermek değildir.

Asıl amaç:

Sesin, nefesin, dilin ve insanın birbirine nerede dokunduğunu görebilmektir.

GUBZE bir sonuç değil, bir yürüyüştür.

İç merkezden sese,
sesten söze,
sözden anlama,
anlamdan insana doğru…

Ve bu yürüyüşte ilk söz yine bir sorudur:

Dur… Bir bakalım.