
Henüz Doğmamış Olanın Hareketi
“Oluş ile Doğuş”, tamamlanmış bir varlıktan değil; henüz ne olduğu belirlenmemiş bir kıpırtıdan başlar.
Bu kıpırtı, dışarıdan kurulmuş bir biçime doğru ilerlemez. Kendi hareketini içeriden bulur; tutunur, örülür, giderek belirginleşir ve sonunda bulunduğu sınırı aşarak bir eşiğe ulaşır.
Döngü boyunca izlenen şey yalnızca bir doğum anı değildir. Doğuşu mümkün kılan oluş sürecidir.
Bu nedenle “oluş” ile “doğuş” burada aynı anlama gelmez:
Oluş, henüz görünmeyenin kendi imkânlarını toplaması ve biçim kazanmasıdır.
Doğuş ise bu sürecin bir eşikten geçerek görünür, duyulur ya da karşılaşılabilir hâle gelmesidir.
Döngünün Fikir Süreci
Bu çalışma, baştan belirlenmiş bir hikâyenin müziğe aktarılmasıyla kurulmadı. Bölümler ilerledikçe düşünce ile ses birbirini etkiledi; her bölüm, bir öncekinin bıraktığı yerden kendi hareketini buldu.
İlk bölümde henüz adı konulamayan bir kıpırtı vardı. Ardından bu hareketin kaybolmadan kalabilmesi için tutunması gerektiği belirdi. Tutunan, kendi içinde ilişkiler kurarak örülmeye; örülen ise giderek ayırt edilebilir bir biçim kazanmaya başladı.
Fakat belirginleşmek sürecin sonu olmadı.
İçeride oluşan, kendi sınırında kalamadı; dışarıya doğru taşmaya başladı. Bu taşma, döngüyü son bölümde bir eşiğe getirdi.
Böylece altı bölüm, sonradan birbirine eklenmiş ayrı parçalar olmaktan çıktı. Birbirini doğuran tek bir hareketin farklı evreleri hâline geldi.
Altı Bölümlük Hareket
I.1 Kıpırtı
Henüz yönü, biçimi ve adı bulunmayan ilk hareket.
Kıpırtı, tamamlanmış bir başlangıç değildir. Başlangıcın başlayabilme ihtimalidir.
[Kıpırtı bölümüne git]
I.2 Tutunma
Ortaya çıkan ilk hareketin kaybolmadan kalabilmesi.
Tutunma burada durağanlaşmak değil; oluşun devam edebileceği ilk ilişkiyi kurmaktır.
[Tutunma bölümüne git]
I.3 Örülme
Tutunan hareketin kendi içinde bağlar kurması.
Tek tek unsurların yan yana gelmesinden farklı olarak örülme, her unsurun diğerleriyle birlikte değiştiği bir bütünleşme sürecidir.
[Örülme bölümüne git]
I.4 Belirginleşme
Örülenin giderek ayırt edilebilir hâle gelmesi.
Henüz tamamlanma yoktur; fakat artık başlangıçtaki belirsiz kıpırtıyla aynı yerde de değildir. Bir yön, bir sınır ve kendine özgü bir hareket ortaya çıkmaya başlamıştır.
[Belirginleşme bölümüne git]
l.5 İçeriden Taşma
Oluşanın kendi sınırına sığmaması.
Bu hareket dışarıdan uygulanan bir zorlamayla değil, içeride biriken ve genişleyen imkânın kendi sınırını aşmasıyla gerçekleşir.
[İçeriden Taşma bölümüne git]
I.6 Eşik
Oluş ile doğuşun birbirine en çok yaklaştığı yer.
Eşik yalnızca bir son değildir. Geride kalan süreci taşırken yeni bir karşılaşmanın imkânını açar. Döngü burada kapanır; fakat hareket tükenmez.
[Eşik bölümüne git]
Eseri Dinle
Eser altı bölümden oluşmasına rağmen tek bir bütün olarak dinlenmek üzere kurulmuştur. Bölümlerin ayrı ayrı ele alınması, bu bütünlüğü parçalamak için değil; bütünün içindeki hareketleri daha yakından görebilmek içindir.
Dinleme Sonrasında Açılan Alan
“Oluş ile Doğuş” tamamlandıktan sonra farklı dinleyiciler eseri farklı imgeler ve duygularla karşıladı: kavuşulamamış bir aşk, boyutlar arasında dalgalanma, bir orman…
Bu karşılıkların hiçbiri eserin tek ve kesin anlamı değildir. Fakat sesin, başlangıçtaki fikir sürecini aşarak dinleyenin kendi dünyasında yeni alanlar açabildiğini gösterir.
Eserin bedendeki etkisi de yalnızca kulakta kalmadı. Dinleme sırasında karın, göğüs, boğaz ve alın arasında dolaşan bir hareket olarak hissedildi.
Bunlar çalışmanın başlangıç iddiası değil; eser ortaya çıktıktan sonra kaydedilen dinleme deneyimleridir.
Döngünün Ardından
“Oluş ile Doğuş”, vardığı eşikte tamamlandı.
Olduğu gibi bırakıldı.
Çünkü bazen bir eserin daha fazla açıklanmaya, düzeltilmeye ya da tamamlanmaya ihtiyacı yoktur. Kendi hareketini bulmuşsa, ona yapılacak en doğru şey bulunduğu yerde kalmasına izin vermektir.
Olduğu gibi kalıyor.
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.