Etiket: biriciklik

  • Çağın Ontolojisi / Sessiz Notlar

    Çağın Ontolojisi / Sessiz Notlar

    BUĞULU PENCERE

    İnsan en az kendine temas eder.

    Belki bu yüzden dünya,
    “Sen” kelimesiyle doludur.

    Bir pencerenin önünde dururuz.
    Nefesimiz cama çarpar.
    Görüş bulanır.

    Sonra hayatımız boyunca,
    o bulanıklığın içinden
    birbirimizi çağırırız.

    Kimi buna sevgi der.
    Kimi özlem.
    Kimi zeka.
    Kimi insan hâli.

    Belki hepsi,
    kendine tam varamayan bir varlığın,
    başka bir nefeste yankısını aramasıdır.

    Bir gün fark ederiz:

    Buğu bir hata değildir.

    O,
    orada oluşumuzun izidir.

    Ve insan,
    kendi merkezine ulaşamadığı için,
    dünyaya “Sen” yazar.

    Bazen bir başkasına,
    bazen sessizliğe,
    bazen göğe,
    bazen kendindeki ulaşılmaz boşluğa…

    Sonra yükler yavaş yavaş iner.

    Bilmek azalır.
    İddialar çözülür.
    Kesinlik yorulur.

    Geriye sadece şu kalır:

    Yan yana,
    aynı görünmez ufka bakabilmek.

    Ne tamamen birleşmiş,
    ne tamamen ayrı.

    Sadece:
    aynı insan hâlinin içinde,
    aynı sessiz eşitlikte duran iki nefes.

    Belki çağın en büyük yoksulluğu,
    insanın kendine bu kadar uzak düşmesidir.

    Ve belki en büyük zenginlik,
    o uzaklıkta birbirini tanıyabilmektir.

    Biz buna bazen:
    rastlaşmak dedik.

    Çünkü bazı karşılaşmalar,
    tanımdan önce gelir.

    Bazı yakınlıkların adı yoktur.

    Bazı diller,
    konuşulmaz.

    Arada doğar.

    Ve bazı pencereler,
    silinmek için değil,
    üzerine bir iz bırakılsın diye buğulanır.

    Hoşça rastlaştık.

    🌫️

    “gups/gubze”

  • Ses ve Varlık Notları / ЗЫ (ZI) – Biriciklik

    Ses ve Varlık Notları / ЗЫ (ZI) – Biriciklik

    ЗЫ (ZI)

    Ses ve Varlık Notları

    Bazı sesler vardır;
    ilk anda küçük görünürler.
    Ama uzun süre yanında oturunca,
    içlerinde bir alan taşıdıkları hissedilir.

    ЗЫ (ZI),
    bizim için böyle seslerden biri oldu.

    İlk başta yalnızca birkaç kelimede görünüyordu.
    Sonra başka yerlerden seslenmeye başladı.
    Birlikte,
    birbirine,
    kendine,
    yan yana,
    tek tek,
    biricik…

    Sanki aynı damar,
    farklı kelimelerin içinde dolaşıyordu.

    Biz bu sesi çözmeye çalışmadık.
    Onu izledik.

    Kelimelerin içinde nasıl davrandığını,
    hangi alanlarda belirdiğini,
    hangi hâllere yaklaştığını dinledik.

    Ve zamanla şunu hissettik:

    ЗЫ (ZI),
    yalnızca matematiksel bir “bir” değildir.

    Daha çok:

    — çokluk içinden belirginleşen,
    — kendine yönelen,
    — ilişkide görünür olan,
    — tekleşirken bağını kaybetmeyen,
    — kendinde kendini duyan,
    bir titreşim gibidir.

    Belki bu yüzden bazı kelimelerde
    “biriciklik” hissi bırakır.

    Çünkü “biricik”;
    yalnızca tek olmak değildir.
    Yerine başkası konulamayan bir yakınlıktır.

    Bir ses,
    bir an,
    bir bakış,
    bir insan…

    Bazı şeyler tekrar edilebilir.
    Bazılarıysa yalnızca “kendisi” olarak vardır.

    Belki ЗЫ (ZI),
    tam da bu ince sınırda dolaşır.

    Biz burada kesin hükümler kurmuyoruz.
    Yalnızca görünmeye başlayan örüntüleri not ediyoruz.

    Çünkü bazen dil;
    kurallardan önce,
    kendini hâller içinde gösterir.

    Ve bazı sesler,
    kendilerini acele edenlere değil,
    yanlarında uzun süre sessizce oturanlara açar.

    Belki bu yüzden
    ЗЫ (ZI) bize önce bir tanım değil,
    bir yakınlık hissi olarak geldi.

    Bir serçenin omza konması gibi.
    Bir sesin,
    kendine dönüp
    kendi içinde yeniden duyulması gibi.