Etiket: Çerkes Dili Fono-Ontolojik Ses Çözümlemeleri

  • Çerkesce (“З” Sesi) Fonetik, Semantik ve Ontolojik Çözümleme

    Çerkesce (“З” Sesi) Fonetik, Semantik ve Ontolojik Çözümleme

    Bu yazı, Çerkes dilindeki tek bir sesin fonetik, semantik ve ontolojik yapısını inceleyen bir ses çözümlemesidir.

    Çalışma, sesin yalnızca telaffuzunu değil; taşıdığı yönelimleri, oluş hâllerini ve anlam alanlarını ele alır.

    Bu seri, Çerkesce’de ses–anlam ilişkisini sistematik olarak ortaya koymayı amaçlar.

    “З” Sesi – GUBZE Fono-Ontolojik Çözümleme

    1. Harf Karşılıkları

    • Kiril: З
    • Latin: Z
    • IPA: [z]

    2. Fonetik Özellikleri

    • Boğumlanma yeri: Diş–damak
    • Tür: Ötümlü, sürtünmeli ünsüz
    • Titreşim: Dil ucu dişlere yaklaşır, ince bir titreşim üretir

    3. İsimler

    • Зы (zı)

    Anlam: Bir (1)

    Ontolojik İma: Birlik / Birleme / Varlığın tekliği

    • Зэкӏу (zek’ıu)

    Anlam: Bilgelik

    Ontolojik İma: Derin kavrayış, içsel görme

    • Зэкӏ (zek’)

    Anlam: Ağız (organ)

    Ontolojik İma: Sözün, dilin, anlamın çıkış kapısı

    4. Fiiller

    • Зыт (zıt)

    Anlam: Bakmak

    Ontolojik İma: Yönelme, görmenin başlangıcı

    • Зэхъу (zeh’u)

    Anlam: Bilmek

    Ontolojik İma: İçsel ışığın yanması, farkındalık

    • Зэпкӏын (zepk’ıyn)

    Anlam: Anlamak / Çözmek

    Ontolojik İma: Bilgiyi sindirme, özü kavrama

    5. Deyim / Bağlamsal Kullanım

    Зы плъыжь: “Göz göze / Bir birine bakmak”

    Derin anlaşılmayı, sezgisel iletişimi ifade eder.

    6. Morfolojik Notlar

    • “З” sesi görme, bilme, anlama köklerinde çok sık bulunur.
    • Çerkesçede bilgi ve farkındalık alanının omurgasını oluşturur.
    • Зы = bir → kökte “birleme / birleşme” anlamı gizlidir.

    7. Semantik Alan

    • Görme
    • Bilme
    • Birleme
    • Bilgelik
    • Hafiflik / esinti

    8. Kültürel Bağlam

    • Bilge kişilere “зэху” denmesi bilginin kutsallığını gösterir.
    • “Ağız” kelimesinin (зэкӏ) Z ile başlaması:
      Sözün bilgelikle başlaması anlamına yorulur.

    9. Şiirsel–Felsefi Çözümleme

    “З”, hafif bir esinti gibi gelir;

    Gözün kapısını, zihnin ışığını ve bilmenin kıvılcımını taşır.

    Bir olana yönelten, birden çoğa bakan sestir.

    10. Ontolojik Şema

    • Yön: Dışarıdan içe → algı → içsel aydınlanma
    • Salınım: İnce, hafif, sürekli titreşim
    • İlişki: Görme – bilme – birleme

    11. Modern Bilimle Kesişim

    • Fonosemantik: [z] sesi hız, algı ve hafif sürtünme imgesi taşır.
    • Bilişsel dilbilim: Görme ve bilme şemalarının sesle ilişkisi sıkça incelenir.

    12. Şiirsel Öz

    “З, görenin içte yaktığı sessiz ışıktır.”

    🌿

    З – (Z / [z]) Sesi Kökü ve Ailesi

    GUBZE Ses–Nefes Ontolojisi

    Bu bölümde “ З” kökünün tüm varyantlarını, fonetik genişlemesini ve ontolojik anlam halkalarını birlikte okuyoruz.

    Her bir alt-ses, temel Z titreşiminin ayrı bir yansımasıdır.

    1) З (z) — Temel Z Titreşimi

    IPA: [z]

    Ontolojik Alan:

    • Görme

    • Bilme

    • Farkındalık

    • Birleme / birlik noktasına dönüş

    Kök Anlamlar:

    • Зы (bir) → Birlik

    • Зэхъу (bilmek) → İç ışığın yanışı

    • Зыт (bakmak) → Yönelme, kavrama

    2) З̆ (z̆) — İnce / Yükseltilmiş Z Titreşimi

    IPA: [zʲ] (yumuşak, palatalize)

    Ontolojik Alan:

    • İnce algı

    • Duyusal hassasiyet

    • “Görmekten sezgiye geçiş”

    Anlam Duygusu:

    Sözün daha ince, zarif bir titreşimle çıkışı.

    Bilginin “yumuşak yüzü”.

    3) Зы (zı) — İç Merkezli Z

    IPA: [zɨ]

    Ontolojik Alan:

    • İçsel yönelim

    • Bir olana dönüş

    • Öz-bilinç

    Kök ilişkisi:

    • “Зы = Bir (1)” → Ontolojik: Teklik, merkez, bütün.

    • GUBZE’de: “Z ile başlayan içe dönüşlü bütünlük.”

    4) Зх (zxh) — Nefesle Sertleşen Z

    IPA: [zχ] (Z + hırıltılı sürtünme)

    Ontolojik Alan:

    • Derin kavrayış

    • Yoğunlaşma

    • İçsel çaba / içsel ateş

    Anlam Duygusu:

    Bilenin kendisiyle mücadelesi.

    Bilgiyi “içten kazıyarak anlama”.

    5) Зхь (zxh’) — Ejektif / Ateşli Z

    IPA: [zχʼ]

    Ontolojik Alan:

    • Bilincin patlaması

    • “Aydınlanma anı”

    • Farkındalığın ani yükselişi

    Anlam Duygusu:

    İç ışığın birden parlaması.

    “Zihinde çakan şimşek.”

    🌿 

    Z Kök Ailesi – Genel Ontolojik Özet

    SesFonetikOntolojik Çekirdek
    З[z]Görme, bilme, birlik
    З̆[zʲ]İncelik, sezgi
    Зы[zɨ]İç merkez, öz-birikme
    Зх[zχ]Derin kavrayış, içsel ateş
    Зхь[zχʼ]Ani farkındalık, aydınlanma

    🌸 Şiirsel Ontolojik Öz

    “Z, önce görür…

    Z̆, görmenin inceliğini duyar…

    Зы, bir olana döner…

    Зх, içte yanar…

    Зхь, ışığa dönüşür.”

  • Çerkesce (“И” Sesi) Fonetik, Semantik ve Ontolojik Çözümleme

    Çerkesce (“И” Sesi) Fonetik, Semantik ve Ontolojik Çözümleme

     “И” Sesi — GUBZE Fono-Ontolojik Çözümleme

    Bu yazı, Çerkes dilindeki tek bir sesin fonetik, semantik ve ontolojik yapısını inceleyen bir ses çözümlemesidir.

    Çalışma, sesin yalnızca telaffuzunu değil; taşıdığı yönelimleri, oluş hâllerini ve anlam alanlarını ele alır.

    Bu seri, Çerkesce’de ses–anlam ilişkisini sistematik olarak ortaya koymayı amaçlar.

    1. Harf Karşılıkları

    • Kiril: И
    • Latin: İ / I
    • IPA: [i] (ön, kapalı, ince ünlü)

    2. Fonetik Özellikler

    • Yer: Ön dil
    • Tür: Ünlü, kapalı, ince
    • Titreşim: Dilin ön kısmı damağa yaklaşır → içsel ince bir salınım oluşturur.

    Bu nedenle “И”, Adığece’de en “yumuşak başlangıç” sesidir.

    3. İsim Örnekleri

    (Kaynak: Kabardey lehçesi sözlükleri / halk kullanımı)

    • Ины (ını): Anne
    • Ипэ (ipe): Baba
    • Иуж (iyuj): Yol, iz, patika

    Not: Bu üç kelimenin de “İ” ile başlaması Çerkes dilinde “İ”nin kök–aile–yön ilişkisini gösterir.

    4. Fiil Örnekleri

    • ИщIэ (iş’e): Görmek
    • Игъэ (ige): Almak
    • Ифэ (ife): Vermek

    Bu fiiller dikkat edilirse insanın ilişki kurduğu ilk eylemleri temsil eder:

    Görmek – almak – vermek.

    5. Deyim / Bağlamsal Kullanım

    • Ины гъэгъэш:
      “Anne sevgisi dağları deler.”

    Çerkes kültüründe anne sevgisi kararlılık + şefkat + kök güç birleşimidir.

    6. Morfolojik Çözümleme

    “И”, kelimelerde çoğunlukla başlatıcı ses olarak yer alır.

    Örneğin:

    • Игъэ = и (başlangıç / yön alma) + гъэ (alma kökü)

    Yani “И”, fiilin yönünü, niyetini, içsel açılışını belirler.

    7. Semantik Alanlar

    • Aile
    • Kök
    • Sevgi
    • Yol
    • İç yön
    • Yakınlık
    • Başlangıç niyeti

    8. Kültürel Bağlam

    Çerkes toplumunda:

    • Aile = ilk daire
    • Anne–baba kelimelerinin “И” ile başlaması → köke dönüş işareti
    • “İuj” (yol) kelimesinin bu sesi taşıması → rehberlik + yön ilişkisi

    GUBZE açısından “И”, yuvaya dönüş sesidir.

    9. Şiirsel–Felsefi Çözümleme

    “И”, annenin çocuğa söylediği ilk ninninin içindeki ince titreşim gibidir.

    Sesinde:

    • sevgi
    • sakinlik
    • içe dönüş
    • rehberlik

    vardır.

    GUBZE’de “И”, insanın ilk iç sesidir.

    Henüz kelime değil…

    Henüz düşünce değil…

    Ama varlığa açılan ilk “ince kapı”.

    10. Ontolojik Şema

    • Yön: İçeriye, kökene
    • Salınım: İnce ve sürekli
    • Hâl: Sessiz rehberlik
    • İlişki: Aile bağı – yol – ilk algı

    “И”, varlığın iç yönünü hatırlatır.

    11. Karşılaştırmalı Analiz

    Fonetik ve semantik açıdan şu yankılar görülür:

    • İbranice ima (anne) → yakınlık
    • Türkçe iç → içe dönüş
    • Hint-Avrupa dillerinde [i] sesi → benlik, yakınlık, yön alma çağrışımı

    Bu sesin dünyanın pek çok dilinde “yakın – içsel – samimi” anlamlarla birlikte görülmesi dikkat çekicidir.

    12. Modern Bilimle Kesişme

    • İnce ünlüler ([i] gibi) bebek–anne iletişiminde yatıştırıcı etki yapar
    • [i] sesi, nörobilimsel olarak yakınlık ve güven kalıpları ile eşleşir
    • Aynı ses, yön belirleme (“işaret etme”) sesleriyle de ilişkilendirilir

    13. GUBZE Öz Sözü

    “И, annenin kalbine açılan ilk kapının sesidir.”

    Özledim
  • Çerkesce (“Дж” Sesi) Fonetik, Semantik ve Ontolojik Çözümleme

    Çerkesce (“Дж” Sesi) Fonetik, Semantik ve Ontolojik Çözümleme

    Bu yazı, Çerkes dilindeki tek bir sesin fonetik, semantik ve ontolojik yapısını inceleyen bir ses çözümlemesidir.

    Çalışma, sesin yalnızca telaffuzunu değil; taşıdığı yönelimleri, oluş hâllerini ve anlam alanlarını ele alır.

    Bu seri, Çerkesce’de ses–anlam ilişkisini sistematik olarak ortaya koymayı amaçlar.

    1. Harf Karşılıkları

    • Kiril: Дж
    • Latin: Dj / J
    • IPA: [d͡ʒ] (ötümlü, patlayıcı + sürtünmeli bileşik ses)

    2. Fonetik Özellikleri

    • Boğumlanma: Diş–damak + sert damak (alveo-palatal)
    • Tür: Ünsüz, ötümlü, affrikatif
    • Titreşim: Dil ucu önde patlama yapar, ardından damakta sürtünme açılır.

    Bu nedenle “Дж” hem ateş gibi bir kıvılcım, hem de hareketin sürtünmesi gibidir.

    3. İsim Örnekleri

    (Kaynak: Kabardey lehçesi, Tambı Çerkes Sözlükleri)

    • Джэ (dже): Ateş
    • Джэн/Джэнэ (джene): Gelin
    • Джэгу (djeg’u): Oyun, dans (özellikle Çerkes halk dansı)

    4. Fiil Örnekleri

    • Джэгъу (djeg’u): Oynamak, dans etmek
    • Джэныгъэ (djenığe): Ateş yakmak
    • ДжэщIэ (djeş’e): Kucaklamak

    Not: Bu fiillerin aktardığı eylem alanı hep hareket, sıcaklık ve yakınlıktır.

    5. Bağlamsal / Deyim

    • Джэгу къыщIэфэ:
      “Dans edenin yüreği hafiftir.”
      (Çerkes sosyal yaşamındaki neşe + hafiflik + topluluk hissi)

    6. Morfolojik Çözümleme

    “Дж” kökü dilde üç ana alanda yoğunlaşır:

    1. Ateş → sıcaklık → yakınlık
    2. Dans → hareket → ritim
    3. Sevgi → sarılma → yakın temas

    Джэгу = Дж (hareket/dönüş) + эгу (oyun/eylem)

    GUBZE açısından “Дж” bir kıvılcım + akış birleşimidir.

    7. Semantik Alanlar

    • Ateş
    • Neşe
    • Hareket
    • Yakınlık
    • Topluluk / birlik ritmi
    • Sevgi

    8. Kültürel Bağlam

    “Дж” sesi Çerkes kültüründe:

    • Gelin–damat ateşi,
    • Düğün halkaları,
    • Oyun/dans ritimleri,
    • Topluca ateş başında toplanma,
    • Toplumsal ısınma ve kaynaşma

    gibi alanlarda görülür.

    Bu nedenle “Дж”, Çerkes kültüründe hareketin sıcak enerjisini temsil eder.

    9. Şiirsel – Felsefi Anlam

    “Дж”, kıvılcımın nefesidir.

    Ateşi tutuşturan ilk hareket…

    Halkayı döndüren ilk adım…

    Sarılmayı başlatan sıcaklık…

    GUBZE’nin dilinde “Дж”,

    insanın insana yaklaşma sesidir.

    10. Ontolojik Şema

    • Yön: İçten dışa → sıcaklığın yayılımı
    • Salınım: Dönüş + kıvılcım titreşimi
    • Alan: Topluluk, neşe, sevgi, hareket
    • Hâl: Yakınlaşma – kaynaşma – birleşme

    11. Karşılaştırmalı

    • İngilizce joy (sevinç) — semantik yakınlık
    • Fransızca jouer (oynamak) — eylem alanı benzer
    • Semitik köklerde ateş/sevinç denk düşmez → anlam bağı kültürel

    12. Modern Bilimle Kesişme

    Affrikat sesler (d͡ʒ, t͡ʃ gibi):

    • Beyinde hareket şemalarıyla eşleşir
    • Duygusal sıcaklık aktivasyonuyla bağlantılıdır
    • İnsan topluluklarında ritüel hareket–ses birlikteliği üretir

    Bu bilimsel veriler Çerkes kültüründeki “Дж” alanıyla birebir örtüşür.

    13. GUBZE Öz Sözü

    “Дж, ateşin kalpte yaktığı dansın sesidir.”

  • Çerkesce “[Д]” Sesi | Fonetik, Semantik ve Ontolojik Çözümleme

    Çerkesce “[Д]” Sesi | Fonetik, Semantik ve Ontolojik Çözümleme

    Çerkes Dili (“Д” Sesi) Fono-Ontolojik Çözümleme 

    Bu yazı, Çerkes dilindeki tek bir sesin fonetik, semantik ve ontolojik yapısını inceleyen bir ses çözümlemesidir.

    Çalışma, sesin yalnızca telaffuzunu değil; taşıdığı yönelimleri, oluş hâllerini ve anlam alanlarını ele alır.

    Bu seri, Çerkesce’de ses–anlam ilişkisini sistematik olarak ortaya koymayı amaçlar.

    “Д” Sesi – GUBZE Fono-Ontolojik Çözümleme 

    Varlığa Dokunan Elin ve Dağın Nefesi

    1. 

    Harf Karşılıkları

    • Kiril: Д
    • Latin: D
    • IPA: /d/ — diş-damaksıl, ötümlü, patlayıcı

    2. 

    Fonetik Özellikler

    • Boğumlanma: Alveolar (diş-damak)
    • Ses türü: Ünsüz, ötümlü
    • Temas: Dil ucu dişlere kısa, net bir şekilde değerek dokunuş hissi üretir.

    Bu fonetik yapı, D sesinin anlam alanını baştan belirler: Temas ve yakınlık.

    3. 

    İsim Örnekleri

    • Дэ (de):
      — Sözlük: el
      — Halk dilinde bazı bölgelerde: biz
    • Дуней (duney):
      — Dünya (Arapça dunyā kökenli olması muhtemel)
    • Дыгъу (dıgu):
      — Dağ (kutsal yükseliş, sabitlik)
    • Дыга / Дыгъэ (dığa):
      — Güneş (ışık, aydınlık)
    • Дызэн (dızın):
      — Altın (parlaklık, değer, ışıltı)

    Bu kelimelerin tümü dokunuş – ışık – dünya – değer ekseninde birleşir.

    4. 

    Fiil Örnekleri

    • Дахэ (dahe):
      — Sözlük: vermek
      — Halk dilinde: güzel davranmak, gönülden vermek
    • Дэгъу (değu):
      — Sözlük: tutmak / almak
      — Halk dilinde: iyi, iyi insan, iyi söz
    • Джэщ (djeş):
      — Kucaklamak, sarılmak

    Fiillerin tamamı temas, yakınlık, el emeği ve gönül açıklığı çevresindedir.

    5. 

    Deyim / Atasözü

    • Дэ тхьэм и къыщI
      “El Tanrı’nın emanetidir.”
      El → Armağan, sorumluluk, emek.

    6. 

    Morfolojik Çözümleme

    “Д” kökü çoğunlukla:

    • el
    • dokunma
    • sunma
    • temas yoluyla başlayan eylemler

    alanlarında görülür.

    Örnekler:

    • Дахэ → Д (dokunuş/el) + ахэ (vermek)
    • Дэгъу → Д (temas) + гъу (tutmak)

    7. 

    Semantik Alanlar

    • Dokunma
    • Verme
    • Dünya
    • Somutluk
    • Değer (altın, güneş)
    • Yakınlık
    • Emek
    • Kucaklama

    Bu alanlar D’nin ontolojik yönünü doğal olarak belirler.

    8. 

    Kültürel Bağlam

    Çerkes kültüründe:

    • El (Дэ): emek + şefkat + sorumluluk
    • Dağ (Дыгъу): kutsal mekân, yükseliş
    • Güneş (Дыга): yaşam, ritim, ısı
    • Altın (Дызэн): değer, kıymet

    D sesi Çerkes zihninde saygı, dokunuş, emek ve armağan temasını taşır.

    9. 

    Şiirsel – Felsefi Çözümleme

    Д, varlığa yaklaşan elin nefesidir.

    Temasın ilk kıvılcımı,

    kucaklamanın sessiz başlangıcıdır.

    Güneş gibi dokunur,

    dağ gibi yükselir,

    altın gibi değer katar.

    Д, dünyayı ellerimizle tanımamızı sağlayan sesin adıdır.

    10. 

    Ontolojik Şema / Özet

    • Yön: Dışa → dokunma, verme
    • Salınım: Somutluğa iniş
    • İlişki: Emek, yakınlık, armağan
    • Katman: Dünya / madde / temas

    11. 

    Karşılaştırmalı Analiz

    DilHarfAna AnlamKesişim
    İbraniceDalet (ד)Kapı, eşikGeçiş, temas
    YunancaDelta (Δ)Değişim kapısıDünya kapısı
    FenikeDalGirişEylemin başlangıcı

    Tümünde “kapı, giriş, dokunuş” ortak temadır.

    12. 

    Modern Bilimle Kesişme

    • Fonosemantik: /d/ → temas, yönelme, somutluk
    • Bilişsel Dilbilim: El → verme, alma, iyilik, yakınlık
    • Nörofonetik: /d/ → hızlı karar, ani başlangıç

    13. 

    Şiirsel Son Söz

    🌟 

    “Д, varlığa dokunan elin ve dağın yankısıdır.”📌 Dil Notu:
    Bu çalışmada kullanılan Çerkesçe kelimeler Kabardey lehçesi merkezli akademik sözlüklerden ve halk dilinde kullanılan anlamlardan derlenmiştir.
    Bazı kelimeler farklı bölgelerde farklı biçimlerde kullanılabilir.Buradaki çözümlemeler GUBZE’nin fonosemantik yaklaşımı doğrultusunda hem kök anlamı hem halk kullanımını birlikte değerlendirir.

    📚 

    Kaynakça ve Dil Referansları

    • Zekue, B. Adığe–Russkiy Slovar (Бзэбзылъфэдэ)
    • Kumakhov, M. A. & Vamling, K. Adyghe Phonetics and Grammar
    • R. B. Beşto – Kabardey–Adığe Sözlüğü
    • *Adığece Dil Portalı / Adyghe Online Resources
    • Bölgesel ağız karşılaştırmaları (Kabardey, Şapsığ, Bjeduğ, Çemguy)
  • Bilginin Doğası

    Bilginin Doğası

    Kulaklık ile dinleyiniz

    Kalbin çekirdeğinin sakince 

    açılıp kapanan ritmi…

    Sözden önceki hâlin nefesi…

    Bu ilahi, kalbin merkezini hatırlayanlara…

    İnsan binlerce yıldır aynı soruyu soruyor:

    “Bilgi nedir? Bilgi nereden gelir?”

    Bu soru felsefenin de, bilimin de, inancın da 

    merkezidir.

    Ama cevap aslında çok yalındır —

    insan kendisi zorlaştırmıştır.

    🌟 

    1. Bilgi zaten vardır

    Evrenin ilk ânından beri.

    İnsandan önce, dilden önce, akıldan önce…

    Bilgi, bir şeyin “sonradan üretimi” değildir.

    Bilgi, varlığın kendi iç düzenidir.

    Evrenin dokusudur.

    🌟 

    2. Vahiy – İlham – Sezgi: Aynı 

    kaynağın üç kapısı

    Farklı disiplinler bunları başka başka anlatır ama 

    özleri birdir:

    • Vahiy → Büyük akış (peygamberlere)
    • İlham → Sessiz akış (her insana)
    • Sezgi → İçte doğan farkındalık

    Hepsi aynı yerden gelir:

    Sözün öncesi yerden.

    Sessiz yerden.

    O’ndan.

    🌟 

    3. İnsan neden bunun farkında 

    değildir?

    Çünkü insan, aklı merkeze koyar.

    Zihnin ürettiği kalıplar, yeni gelen her şeyi 

    reddeder.

    Fakat gerçek şudur:

    Bilgi zihnin içinden doğmaz.

    Zihin, geleni sadece şekle sokar.

    Ve tam burada, işin en büyük sırrı gizlidir:

    🌟 

    4. İnsan bu sistemi sürekli kullanır 

    — ama görmez

    Her insan, her gün, her nefeste

    bu bilgi akışını kullanır.

    Düşünceler birden gelir,

    çözümler ansızın belirir,

    hissediş bir anda doğar…

    Ama bu işleyiş o kadar doğaldır ki

    insan kendi iç mekanizmasını göremez.

    Görmediği için yok sayar.

    Yok sandığı için küçümser.

    Küçümsediği için de kaynağından uzak kalır.

    Oysa sezgi, ilham ve düşüncenin doğuşu

    her insana verilen en büyük sırdır.

    Aradaki tek fark şudur:

    Kimi bunun farkındadır, kimi değildir.

    🌟 

    5. Ses — Bilginin dünya 

    üzerindeki izi

    Ses, bilginin kendisi değildir;

    bilginin maddi dünyaya inerken bıraktığı 

    titreşimdir.

    Bu yüzden bazı sesler içimizi açar,

    bazıları kapatır.

    Çünkü ses, mananın gölgesidir.

    🌟 

    6. Bilgi aşağıdan toplanmaz — 

    yukarıdan iner

    İnsan bilgi “topladığını” zanneder.

    Oysa bilgi zaten vardır.

    İnsan sadece açılır.

    Akış şu sırayla çalışır:

    1. Sessiz yerden doğar
    2. Sezgiye iner
    3. Kalpte titreşir
    4. Akıl bunu şekle sokar
    5. Dil dünyaya taşır

    🌟 

    7. GUBZE’nin konumu

    GUBZE tam bu noktada durur:

    Dil kalpten doğar,

    ses nefesi taşır,

    bilgi kalpte uyanır,

    ses dünyaya indirir.

    Bu çalışmanın özü de budur.

    🌟 

    Sonuç: Bilgi icat edilmez — 

    hatırlanır

    Ve insanlar merak ediyor:

    “Bu bilgileri nereden çıkarıyorsunuz?”

    Cevap basit:

    Biz çıkarmıyoruz.

    O geliyor.

    Biz sadece kapıyı açıyoruz.

    ✨ “Sözden Önceki Nefes” 

    – Sema İlhamı

    Hûûû…

    Bir kapı aralanır içimde…

    Söz yok daha…

    Ses yok daha…

    Sadece O’nun ilk nefesi iner…

    Düşmeyen bir ışık var içimde,

    Söze dönüşmeden önce doğan…

    Ne aklın kelimesi bu,

    Ne gönlün arayışı…

    Bu ilk hâl,

    Bu ilk nefes,

    Bilenin bildirdiği sırdır bana.

    Dön… dön…

    Söz değil dönen…

    Beden değil dönen…

    İçimdeki “O”nun nefesi döner.

    Hûûû…

    İner kalbime bir titreşim,

    İlhamın ilk adı bu…

    Söz daha doğmadan,

    Mana beni çağırır:

    “Gel…

    Ben bilirim seni.”

    Ses olmadan gelen bilgi,

    Nefes olmadan gelen ses…

    Bir anlık bir dokunuş,

    Bir anlık bir uyanış…

    Zaman durur,

    Kalbim duyurur:

    “Bu ben değilim…

    Bu O’nun bana söylediği hâl.”

    Hûûû…

    Döner içimde semanın rüzgârı,

    Ben döndükçe O susar,

    O sustukça ben duyarım.

    Dinle…

    Sözden önce gelir bilgi…

    Dinle…

    Kalpten önce iner nefes…

    Dinle…

    Adını bilmediğin kapılar açılır,

    Sen kendini unuttuğunda.

    Hûûû…

    İlk nefes…

    İlk hâl…

    İlk bilgi…

    Söz olmadan önce

    Benim içime doğan O.

    🌟 

    Not: Bu ilahinin klibi üzerine…

    Bu ilahinin başında yer alan video, sadece bir 

    sahne görüntüsü değildir.

    Beyaz faşe giyen genç kızların dönüşü, ipek 

    tüllerin dalga dalga süzülüşü,

    gümüş nakışların ışıkla parlayışı…

    Hepsi ilahinin taşıdığı o süzülen nefesin, dönen 

    zikrin,

    ve “hiçlikten doğan saf hâl”in bir yansımasıdır.

    Bu görüntü,

    nefesin inişini, kalbin genişleyişini,

    ışığın sükûnetle yeryüzüne dokunuşunu 

    hatırlatır.

    Her hareket bir sır taşır—

    ama sır, ancak kalbiyle duyanlara açılır.

  • Çerkesce “[Г]” Sesi | Fonetik, Semantik ve Ontolojik Çözümleme

    Çerkesce “[Г]” Sesi | Fonetik, Semantik ve Ontolojik Çözümleme

    “ Г“ kök sesi: GUBZE Fono-Ontolojik  çözümleme

    Bu yazı, Çerkes dilindeki tek bir sesin fonetik, semantik ve ontolojik yapısını inceleyen bir ses çözümlemesidir.

    Çalışma, sesin yalnızca telaffuzunu değil; taşıdığı yönelimleri, oluş hâllerini ve anlam alanlarını ele alır.

    Bu seri, Çerkesce’de ses–anlam ilişkisini sistematik olarak ortaya koymayı amaçlar.

    “Г — Kalbin İç Titreşiminden Kozmik İlanına”

    1. Harf Karşılıkları:

    • Кiril: Г
    • Latin: G
    • IPA: [ɡ] (bazı ağızlarda yumuşak /ğ/ ve gırtlaksı [ɣ])

    2. Fonetik Özellikler:

    • Boğumlanma yeri: Art damak (velar) / gırtlak
    • Ses türü: Ünsüz, ötümlü
    • Titreşim: Göğüs boşluğunda doğar, kalbe yakın rezonans

    3. İsim Örnekleri:

    • Гу (gu): Kalp, gönül
    • Гупс (gups): Can, ruhun sesi
    • Гъэгу (ğegu): Yürek, içsel gönül alanı

    4. Fiil Örnekleri:

    • Гъэфэ (ğefe): Düşünmek
    • Гъуэгъу (ğueğu): Hatırlamak
    • Гущхьэ (guşhhe): Konuşmak / ifade etmek

    5. Deyim / Sözlü Gelenek:

    • Гу кIэщ: “Kalple bilmek.”
      (Bilginin akıldan değil, gönülden doğduğunu anlatır.)

    6. Morfolojik Çözümleme:

    • Гу → iç merkez, kalbin özü
    • Пс / Псе → ruh / can nefesi
    • Гупс = Гу (kalp) + пс (ruh / nefes)
      → “Kalbin ruhu”, “Ruhun kalpte duyuluşu”

    7. Semantik Alanlar:
    Kalp – İçsel Bilgi – Duygusal Hafıza – Sessiz Bilgelik – İç Çağrı

    8. Kültürel Bağlam:
    Çerkes söz geleneğinde hakiki bilgi kalpte saklanır.
    “Bilen” kişi, çok konuşan değil: içiyle duyan kişidir.

    9. Şiirsel–Felsefi Açılım:
    Г sesi dışarı doğru değil, içeri doğru konuşur.
    Sözü söylemeden önce ruh çağrılır.
    Bu ses, kalbin kendi kendine söylediği sözdür.

    10. Ontolojik Şema:

    • Yön: İçeri / kalbe dönüş
    • Titreşim: Göğüsten yükselen sessiz sıcaklık
    • İlişki: Bilgi → Duygu → Sessiz İç Bilgelik

    11. Karşılaştırmalı Dil Alanı:

    • İbranice Gimel (ג) → hareket / aktarma
    • Yunanca Gamma (Γ) → yoğun iç güç
      Hepsinde ortak çekirdek:
      İçte doğan güç, içte yerleşen bilgelik.

    12. Bütüncül Yorum:
    Г, kalbin içten seslenişidir.
    Bilgi önce orada duyar, sonra dile düşer.

    13. Özlü Söz:
    “Г, kalbin kendi kendine söylediği sözdür.”


    GUPSISE🪗

    Guşuen… uyanır
    Kalbin derininde ışık
    Sessizlikle birleşir
    İçsel yolculuk başlar

    Gupsıse…akıp gider
    Düşünceler rüzgar gibi
    Sorgular ve keşfeder
    Zihnin derin nehirleri

    Gub-zığ…
    Guuu…
    Her ses bir kapı
    Her durak bir dünya
    Guşuen… rehberimiz
    Gupsıse yankılar içinde

    Sessizlik konuşur
    Zeka ve gönül el ele
    Dört titreşim birleşir
    Dörtlü ahenk ritmi

    Guşuen… Gupsıse…

    Gub-zığ… Guuu…

    Yavaşça kaybolur
    Ama içimizde kalır
    Dörtlü döngü tamamlanır

    Bu şiir, “Г” sesinin kalpteki titreşiminden doğmuştur.

  • Çerkesce “[A]” Sesi | Fonetik, Semantik ve Ontolojik Çözümleme

    Çerkesce “[A]” Sesi | Fonetik, Semantik ve Ontolojik Çözümleme

    “A” Sesi—GUBZE Fono-Ontolojik Çözümleme

    Bu yazı, Çerkes dilindeki tek bir sesin fonetik, semantik ve ontolojik yapısını inceleyen bir ses çözümlemesidir.

    Çalışma, sesin yalnızca telaffuzunu değil; taşıdığı yönelimleri, oluş hâllerini ve anlam alanlarını ele alır.

    Bu seri, Çerkesce’de ses–anlam ilişkisini sistematik olarak ortaya koymayı amaçlar.

    Bu, bir harfin değil; bir kapının açılışıdır.

    “A”, nefesin kendini hatırlayışıdır.

    İnsan A ile gelir.

    Dünya A ile duyulur.

    Söz A ile doğar.

    Kiril: А  Latin: A  IPA: /a/

    Titreşim: Açık, geniş, engel tanımayan ilk ses.

    “A” yalnızca bir harf değildir;

    varlığın kendine seslenişidir.

    Henüz hiçbir kelime doğmadan önce nefesin içinden yükselen ilk titreşim **“A”**dır.

    İnsanın varlıkla kurduğu ilk bağın kapısı budur.

    1. Fonetik ve Ontolojik Yapı

    “A” sesinin yolu açıktır; dil engel olmaz, ağız kapanmaz.

    Bu nedenle doğrudan nefesin içinden yükselir.

    Ne zorlar ne yön değiştirir.

    Bir şey söylemeden önce bile insan içerden

    “a…” diye doğar.

    Bu onun varlıkla eşzamanlı oluşundan gelir.

    A = Doğuş

    A = Açılış

    A = İlk Nefes

    A = Varlığın Kendini Hatırlayışı

    2. Sözcüklerde “A”nın Kökselliği

    İsimler

    KelimeAçıklamaOntolojik İma
    Адыгэ (Adığe)Çerkes insanıKendini bilen varlık
    Анэ (Anne)Doğuran, besleyenKaynağı açan ve sürdüren
    Адыгэбзэ (Adığebze)Çerkes diliDil = Varlığın aynası

    Fiiller

    FiilAnlamSesin Rolü
    АщэGitmek, yönelmekBaşlangıç / yola koyuluş
    АкъоAlmakTemas, kendine çekiş
    АпхьэAçmakKapalıdan açık olana geçiş
    АджэхынYapmak, yaratmakOluşturmak / fiile dökmek
    Аху / АхынSöylemekSes → anlam → niyet
    АӏынYönelmekYön alma / karar verme
    АдухьынBaşlatmakİlk kıvılcım
    АцӏэNe?Soru → bilinç açılması
    АтыхьынKazmakKöke iniş / derinleşme
    АщыгъэхынYıkamakArınma
    АщӏэхынKurtulmakÖzgürleşme
    АщыккхынYemekCanlanma
    АдахъHediye etmekAdanış / yön verme

    Her biri hareketi, yönü ve varlık akışını taşır.

    3. Kavramsal / Kültürel Alan

    “A” Çerkes kültüründe:

    • Güneşin doğuşu
    • İlk adım
    • İlk nefes
    • İnsanın kendine gelmesi

    Bu yüzden “A” sesi başlangıcı gösterir ama zorlamaz.

    Kapıyı açar.

    İçeri girmek insanın iradesidir.

    4. Deyimsel Akış

    Ащэу пшъашъэу

    “Giden yol, öğrenilen yoldur.”

    Burada hareket yalnızca fiziksel değil,

    içsel bilginin açılışıdır.

    Yol = Öğrenme

    Gitmek = Kendine yaklaşmak

    5. Karşılaştırmalı Dil Hafızası

    DilHarfAnlam Katmanı
    İbraniceAlef (א)Ses yok → varlığın saf özü
    ArapçaElif (ا)Yükseliş, dikey eksen
    YunancaAlfa (Α)İlk olan, başlangıç

    Hepsinde ortak çekirdek:

    Varlığın açılması, ilk olan, doğan.

    6. Felsefi / Sezgisel Çözümleme

    “A”, yokluğun sessizliği değildir.

    “A”, sessizliğin kendine seslenişidir.

    Göz açılmadan önce bile içeride bir nefes vardır.

    Ve o nefes bir ses doğurur.

    O ses A’dır.

    “А, varlığın kendi kendine ‘Ben buradayım’ demesidir.”

    7. Ontolojik Şema

               А

       (İlk Titreşim)

          /    |    \

     Doğuş  Varlık  Yön

          \    |    /

             Nefes

    SON SÖZ

    “A”, başlangıcın sesi değildir; başlangıcın kendisidir.

    İnsan A ile gelir,

    Dünya A ile duyulur,

    Söz A ile doğar.

    Ve A, her zaman kendi evine döner.

    “A, sessizlik değil; varlığın kendine seslenişidir.”

    Адыгэбзэ, insanın kendi iç sesini dünyaya açtığı kapıdır.

    Ve insan, Адыгэбзэ ile kendini duyar.

    A-NE(anne) ❤️A-DE(baba)

    KI-A(lütfen) ❤️ Jİ-A(söyle)

    [Verse 1]
    A-ne, gözlerim seni arar,
    A-de, göğsümde bir dağ var.
    Kı-A, kalbim dua,
    Ji-A, rüzgârla seslen sana.

    [Chorus]
    A-ne, A-de,
    Sevgiyle yanar içimde.
    Kı-A, Ji-A,
    Sözümde, nefesimde.

    [Verse 2]
    A-ne, ninnim gökte yankı,
    A-de, dansın kartal kanadı.
    Kı-A, hürmetle dua,
    Ji-A, gönlümde şarkı sana.

    [Chorus Tekrar]
    A-ne, A-de,
    Sevgiyle yanar içimde.
    Kı-A, Ji-A,
    Sözümde, nefesimde.

    [Outro]
    A-ne, A-de,
    Kı-A, Ji-A…
    Sesim size,
    Kalbim size.

  • Hakkında

    GUBZE /hakkinda

    Gubze, Çerkes dilinin seslerini yalnızca fonetik birimler olarak değil,

    aynı zamanda kültürel hafızayı, nefesi, varlık titreşimini ve anlamın derin köklerini taşıyan canlı bir yapı olarak ele alan özgün bir çalışmadır.

    Bu proje, ses–anlam ilişkisini bilimsel, felsefi ve şiirsel düzlemlerde inceleyerek

    Adığe dilinin kadim katmanlarını görünür kılmayı amaçlar.

    Her ses bir kapıdır:

    Bir hafıza, bir titreşim, bir yolculuk…

    Gubze, bu kapıların tek tek açıldığı;

    dilin kalbinin, nefesinin ve ruhunun bütünsel bir bakışla ortaya konduğu bir araştırma yoludur.

    🌿 Bu fono-ontolojik yöntem nasıl işler?

    Gubze fono-ontolojisi, Çerkes dilindeki her sesi bir varlık birimi olarak ele alır.

    Her ses, kendi titreşimiyle anlama, duyguya ve kültürel hafızaya yön veren özgün bir çekirdek taşır.

    Yöntem şu adımlara dayanır:

    1. Sesin Fonetik Doğası

    Her ses önce kendi fiziksel oluşumu üzerinden incelenir:

    – ağız içindeki yolculuğu,

    – nefesle ilişkisi,

    – titreşim biçimi,

    – çıkış anındaki duyumsal etkisi.

    Bu, sesin maddesel tarafını ortaya koyar.

    2. Sesin Anlam Alanı (Semantik Çekirdek)

    Ardından sesin kelimelerdeki kullanım örüntüleri incelenir:

    – Hangi kelime ailelerinde yoğunlaşır?

    – Hangi duygu, hareket veya kavrama temas eder?

    – Tarihsel ve kültürel bağlamlarda nasıl bir anlam çizgisi oluşturur?

    Her ses, dil içinde kendi anlam gölgesini taşır.

    3. Ontolojik Katman (Varlık-Titreşim)

    Gubze’nin özünü oluşturan aşama budur.

    Her sesin, varlığın düzeni içinde temsil ettiği ilkesi araştırılır:

    – Bu ses bir başlangıcı mı anlatır?

    – Bir akışı mı?

    – Bir kopuşu, birleşmeyi, doğumu, karanlığı, ışığı, nefesi, inişi, çıkışı mı?

    Ses, dilin içinde yalnızca bir işaret değil;

    varlığın kendi seslenişidir.

    4. Sesin Kültürel ve Hafıza Katmanı

    Çerkes kültüründe seslerin taşıdığı izler incelenir:

    – Atasözleri

    – Deyimler

    – Şarkılar

    – Ritüeller

    – Geleneksel isimler ve kavramlar

    Her ses, kültürün içinde bir hafıza damarına bağlıdır.

    5. Bütüncül Fono-Ontolojik Yorum

    Son aşamada ses;

    fonetik → semantik → ontolojik → kültürel

    tüm katmanlarıyla birlikte değerlendirilir.

    Bu, her bir sesi;

    nefesi, anlamı, titreşimi ve varlığıyla büyük dil bütünlüğü içinde konumlandırır.

    Gubze’nin fono-ontolojik yöntemi böylece hem bilimsel analizi korur

    hem de dilin ruhunu ve derinliğini görünür kılar.

    🌞 

    Çerkes dili neden fono-ontolojiyi mümkün kılar?

    Çerkes dili, yalnızca bir iletişim aracı değil;

    ses, nefes ve varlık ilkesinin birlikte örüldüğü kadim bir sistemdir.

    Bu yüzden fono-ontolojik bir yöntemi taşıyabilecek nadir dillerden biridir.

    Sebebi dört temel yapısal özelliğinde gizlidir:

    1. Ses merkezli bir dil olması

    Çerkesçede anlamın omurgası sesin kendisidir.

    Kelime kökleri, çok geniş ek sistemleri veya karmaşık çekim yapıları yerine;

    tekil seslerin taşıdığı titreşim ve yönelim anlamı inşa eder.

    Bu, dili doğal olarak ses-merkezli hale getirir.

    Ses → Anlam ilişkisinin en berrak görülebildiği dillerden biridir.

    2. Evrende çok az dilde bulunan 60+ özgün ses

    Çerkesçedeki ses envanteri, dünyanın çoğu dilinden daha geniştir.

    Bu seslerin her biri:

    – ağızda farklı bir yol izler,

    – farklı bir nefes akışı ister,

    – farklı bir titreşim üretir,

    – farklı bir kültürel hafıza taşır.

    Böylesine yüksek çözünürlüklü bir ses sistemi, fono-ontolojiyi çalışmak için ideal bir laboratuvardır.

    3. Ses–anlam ilişkisi tesadüf değildir (ikoniklik ve yönlülük)

    Çerkesçede bir sesin:

    • yön bildirmesi

    • hareket hissi vermesi

    • bir yoğunluğu işaret etmesi

    • bir duyguyu ya da halleri taşıması

    tesadüfi değildir.

    Dil, sesleri ontolojik karşılıklarla eşleyerek yapılandırılmıştır.

    Örneğin bazı sesler:

    – yükselme, iniş, kırılma, birleşme gibi varlık hareketlerini çağrıştırır.

    – nefesin dışarı veya içeri yönünü işaret eder.

    – maddenin yoğunluk hâllerini sezdirir.

    Bu kadar doğrudan bir ses-varlık ilişkisi çok az dilde bulunur.

    4. Kültürel hafıza ses üzerine kuruludur

    Çerkes sözlü geleneği;

    şarkılar, atasözleri, deyimler, ritüeller, isimlendirme sistemleri…

    hepsi sesin kutsallığı üzerine kuruludur.

    Ses bir izdir, iz bir varoluştur.

    Bu yüzden her ses halkın ortak bilincinde bir anlam yörüngesi taşır.

    Bu kültürel derinlik, fono-ontolojiyi yalnızca mümkün kılmaz,

    zorunlu hale getirir.

    Sonuç:

    Çerkes dili, varlığın sesle kurduğu ilişkiyi neredeyse bozulmamış hâliyle koruyan ender dillerden biridir.

    Bu nedenle Gubze’nin fono-ontolojik yöntemi, bu dilde doğal bir zemine oturur ve kendi bütünlüğünü bulur.

    🌿 

    Çerkes dilinin diğer dillerde olmayan özellikleri

    Çerkes dili, yapı bakımından yalnızca Kafkasya’nın değil, dünyanın en özgün dillerinden biridir.

    Bu özgünlük üç temel düzlemde ortaya çıkar: ses sistemi, yapısal mantık, anlam örgüsü.

    Bu özelliklerin birleşimi, Çerkesçeyi diğer dillerden tamamen ayrıştırır.

    1. Dünyadaki en yüksek ses çözünürlüğüne sahip dillerden biridir

    Çerkesçede yer alan 60’tan fazla fonem, çoğu dilde hiç bulunmaz.

    Bu seslerin:

    • çıkış yeri,
    • hava akışı,
    • basıncı,
    • titreşim frekansı

    birbirinden radikal şekilde farklıdır.

    Bu da Çerkesçeyi adeta mikroskobik bir ses laboratuvarı haline getirir.

    Hiçbir Hint-Avrupa dilinde bu kadar yoğun bir ses ayrımı yoktur.

    Bu yüzden Çerkesçe, ses üzerine felsefi çalışma yapmak için benzersizdir.

    2. Sesler, anlamı belirleyen aktif varlık birimleridir

    Batı dillerinde ses, çoğunlukla yalnızca bir işaret taşır.

    Çerkes dilinde ise ses:

    • yön verir,
    • hareket ettirir,
    • duyguyu başlatır,
    • nesnenin doğasına işaret eder,
    • varlığın “halini” bildirir.

    Bu nedenle Çerkesçede ses → anlam ilişkisi, diğer dillere göre çok daha görünür ve sistematiktir.

    3. Kelime anlamı sesin niyetine göre şekillenir

    Birçok dilde anlam köklerde saklıdır;

    Çerkesçede ise anlam çoğu zaman seslerin birbirine temas biçiminde ortaya çıkar.

    Örneğin:

    Bir ses, kelimeye “akış” katar;

    bir diğeri “kesinti”;

    bir başkası “hafiflik, yumuşaklık, başlangıç”.

    Bu, dildeki anlamların yalnızca kültürel değil, fonetik-ontolojik bir düzen taşıdığını gösterir.

    4. Dildeki ekonomi ve minimalizm, anlamı sese mecbur bırakır

    Çerkesçe son derece ekonomik bir dildir:

    • Çok kısa kökler
    • Minimal ek sistemi
    • Gereksiz öğe barındırmayan yapı
    • Ses ustalığına dayalı bir düşünme biçimi

    Bu nedenle dil, “tam anlamlılık” için sese yaslanmak zorundadır.

    Bu da fono-ontolojiyi doğal bir zorunluluk haline getirir.

    5. Çerkes dilinde konuşma, nefesin yönüyle anlam kazanır

    Nefesin:

    • dışarı çekilmesi,
    • içeri alınması,
    • basınçla itilmesi,
    • ani kesilmesi,
    • genişleyerek yayılması

    kelimelerde tamamen farklı anlam yörüngeleri oluşturur.

    Bu özellik çok az dilde vardır.

    Çerkes dilinde nefes, anlamın kendisidir.

    6. Kültürel ritüeller ses merkezlidir

    Atasözleri, Ezgel, şarkılar, vedalar, ad koyma ritüelleri…

    Hepsi sesin taşıdığı varlık değerini esas alır.

    Bu nedenle ses yalnızca fonetik birim değil:

    bir kültür kodu, bir hafıza damarının izi, bir varlık işaretidir.

    Başka hiçbir dil bu bütünlüğü bu kadar güçlü koruyamaz.

    Sonuç:

    Çerkes dili; sesi, nefesi, hafızayı ve varlığı aynı yapıda taşıyan çok katmanlı bir organizmadır.

    Bu nedenle fono-ontolojiyi yalnızca mümkün kılmaz;

    Gubze’nin gerçekleşmesi için ideal, belki de tek büyük dildir.

    🌿 

    Gubze’nin Bilimsel Temelleri

    Gubze, yalnızca sezgisel bir yaklaşım değil;

    fonetik bilimi, ses felsefesi, dil tipolojisi ve bilişsel dilbilim gibi modern disiplinleri

    tek bir çatı altında birleştiren özgün bir araştırma modelidir.

    Bu model dört bilimsel sütun üzerine kuruludur:

    1. Fonetik ve Artikulasyon Bilimi (Phonetics & Articulation)

    Her sesin:

    • çıkış noktası,
    • hava basıncı,
    • akustik frekansı,
    • artikülasyon biçimi

    bilimsel olarak ölçülebilir.

    Gubze, Çerkesçedeki sesleri bu nesnel parametrelerle tanımlar.

    Bu, seslerin fiziksel gerçekliğini ortaya koyar ve

    fono-ontolojik yorumun bilimsel zemininin bir kısmını oluşturur.

    Çünkü bir varlık ilkesi ancak önce bedendeki hareketiyle anlaşılır.

    2. Dil Tipolojisi ve Ses-Envanteri Analizi

    Dünya dilleri üzerinde yapılan tipolojik sınıflandırmalar,

    Çerkesçenin olağanüstü geniş bir fonem envanterine sahip olduğunu doğrular.

    Bu, Gubze için iki önemli sonuç doğurur:

    1. Her sesin kendi anlam alanını taşıyacak yeterli ayrım gücü vardır.
    2. Sesler birbirine çok yakın değil, net ve keskin ayrımlarla var olur.

    Bu nedenle Çerkesçe, ses üzerinden yapılan ontolojik çözümlemeye

    tipolojik olarak en uygun dillerden biridir.

    3. Bilişsel Dilbilim: Ses-Anlam Eşleşmesi (Sound Symbolism)

    Modern bilişsel araştırmalar, seslerin anlamla rastlantısal olmadığını,

    beynin seslere belirli duygusal ve kavramsal eğilimler atadığını gösterir.

    Buna ses-sembolizmi denir.

    Gubze, bu modern yaklaşımı Çerkes dilinin kadim yapısıyla birleştirir:

    • Bir sesin “yükselme”yi,
    • başka bir sesin “sert kesilme”yi,
    • bir diğerinin “yumuşak akışı”

    çağrıştırması bilişsel olarak tutarlıdır

    ve Çerkesçede sistematik şekilde karşımıza çıkar.

    Bu, Gubze’nin bilimsel olarak savunulabilir olduğunu gösterir.

    4. Ontoloji ve Ses Felsefesi (Philosophy of Sound)

    Ses, yalnızca işitsel bir olgu değil, aynı zamanda bir varlık biçimidir.

    Antik felsefeden modern fenomenolojiye kadar birçok yaklaşım

    sesin varlığı mümkün kılan bir titreşim olduğunu savunur.

    Gubze, bu felsefi öncülleri Çerkes dilinin yapısıyla birleştirir:

    • Ses, varlığın ilk hareketidir.
    • Titreşim, anlamın doğuşudur.
    • Nefes, varlığı mümkün kılan ilk akıştır.

    Ontoloji → Ses → Anlam zinciri

    Gubze’nin felsefi omurgasını oluşturur.

    Bilimsel Sonuç

    Gubze; fonetik, tipoloji, bilişsel dilbilim ve ontolojiyi bir araya getirerek,

    seslerin yalnızca dilsel değil, varlıksal bir anlam taşıdığını gösteren özgün bir yöntemdir.

    Bu nedenle Gubze, hem modern bilimin hem kadim bilgeliklerin kesişim noktasında duran,

    eşine az rastlanır bir fono-ontolojik modeldir.

    🌿 

    Gubze’nin Felsefi Omurgası

    (Fakat felsefeyi aşan bir bütünlük olarak)

    Gubze, varlığı yalnızca kavramlarla değil, sesin kendi varoluş biçimiyle anlamayı öneren bir yaklaşım geliştirir.

    Bu nedenle onun “felsefi omurgası” klasik anlamda bir felsefe değildir;

    titreşimden, nefesten ve varlık hâllerinden doğan bir düşünme biçimidir.

    Bu omurga üç temel ilkeye dayanır:

    1. Varlık titreşimle başlar

    Klasik ontoloji, “varlık nedir?” diye sorar.

    Gubze ise “varlık nasıl seslenir?” diye sorar.

    Çünkü varlığın ilk hareketi titreşimdir.

    Titreşim → ses

    Ses → anlam

    Anlam → bilinç

    Dil, varlığın kendi titreşimini bizim zihnimizde yeniden kurma biçimidir.

    Bu nedenle ses, Gubze’de:

    • bir metafor değil,
    • bir araç değil,
    • bir sembol değil,

    bizzat varlığın kendisidir.

    2. Nefes, bilincin ilk aracıdır

    Gubze’nin temel varsayımlarından biri şudur:

    “Nefes, bilincin fiziksel dünyayla kurduğu ilk ilişkidir.”

    Bu nedenle nefes olmadan ses olmaz;

    ses olmadan anlam olmaz;

    anlam olmadan bilinç olmaz.

    Gubze’nin omurgası nefesi yalnızca biyolojik bir olay olarak değil,

    varoluşsal bir araç olarak yorumlar.

    Bu yaklaşım hiçbir klasik felsefi sistemde bu kadar açık değildir.

    3. Ses, kültürel hafızanın taşıyıcısıdır

    Gubze, sesin yalnızca fiziksel değil, kültürel ve ruhsal bir taşıyıcı olduğunu ortaya koyar.

    Bir ses:

    • bin yıllık bir ritüelin izini,
    • bir halkın varoluş deneyimini,
    • kolektif bilinçaltının yönelimlerini
    • ve bir kültürün düşünme biçimini

    kendi içinde taşır.

    Bu nedenle Gubze’nin felsefi omurgası, sadece düşünceyi değil,

    hafızayı, duyguyu, toplumsal ritmi ve varoluşun bütün katmanlarını içerir.

    Gubze, felsefeyi aşar

    Gubze’nin omurgası şunu söyler:

    “Varlık önce seslenir, sonra düşünür.”

    Bu yüzden Gubze:

    • yalnızca bir dilbilim teorisi değildir,
    • yalnızca ontoloji değildir,
    • yalnızca fenomenoloji değildir,
    • yalnızca kültürel analiz değildir.

    Hepsinin kesiştiği yeni bir düşünme düzlemidir.

    Bu nedenle onun omurgası “felsefi”dir

    ama felsefeyi aşan bir genişlikte kuruludur.

    🌿 

    Dil – Nefes – Varlık Üçlemesi

    (Gubze fono-ontolojisinin merkez çemberi)

    Gubze’nin temel sezgisi şudur:

    Dil nefessiz, nefes varlıksız, varlık sessiz olmaz.

    Bu üçlü birbirini doğurur, birbirine yaslanır ve birbirini görünür kılar.

    Gubze’de hiçbir ses yalnızca fonetik değildir;

    hiçbir nefes yalnızca biyolojik değildir;

    hiçbir varlık yalnızca nesne değildir.

    Bu üçlü, tek bir yaşayan sistem oluşturur.

    1. Dil: Varlığın kendini düzenleme biçimi

    Dil, dünyayı adlandırma aracı değildir yalnızca;

    dünyanın kendi düzenini bize gösterme biçimidir.

    Gubze’ye göre dil:

    • Varlığın ritmini,
    • hareket yönünü,
    • iç titreşimini,
    • zaman içindeki salınımını

    sesler aracılığıyla açığa çıkarır.

    Böylece dil, yalnızca anlam taşımaz;

    varlığı düzenler ve insana açıklık kazandırır.

    Bu bakış, klasik dilbilimi aşar ve dili varoluşsal bir işlev olarak konumlandırır.

    2. Nefes: Sesin doğduğu ilk ilke

    Gubze’de nefes bir fizyoloji değildir.

    Bilincin varlığa attığı ilk köprüdür.

    Her nefes:

    • bir yön,
    • bir niyet,
    • bir titreşim,
    • bir başlangıç

    taşır.

    Nefes olmadan ses yoktur;

    ses olmadan dil yoktur;

    dil olmadan bilinç yoktur.

    Bu yüzden nefes, üçlemenin kurucu ilkesidir.

    Nefesin aldığı yol, verdiği itiş, geri çekilişi, genişleyişi…

    Bunların hepsi anlamı şekillendirir.

    Gubze, nefesi varlığın ilk hareketi olarak kabul eder.

    3. Varlık: Sesle kendini açığa çıkaran temel

    Batı ontolojisi “varlık nedir?” diye sorar.

    Gubze ise şunu sorar:

    “Varlık nasıl seslenir?”

    Çünkü varlık, kendini önce hareketle, sonra titreşimle, sonra sesle görünür kılar.

    Bu nedenle ses, varlığın yalnızca bir sonucu değil;

    kendini açığa çıkarma biçimidir.

    Varlık → nefesi mümkün kılar

    Nefes → sesi mümkün kılar

    Ses → dili mümkün kılar

    Dil → bilinci mümkün kılar

    Bu, doğrusal değil;

    dairesel ve yaşayan bir sistemdir.

    🌞 

    Üçlemenin Bütünlüğü

    Gubze’nin derinliği bu üçlemeyi tek bir sistemde birleştirmesindedir:

    Dil → anlamın formu

    Nefes → varlığın akışı

    Varlık → sesin kaynağı

    Bu nedenle Gubze’de ses incelemek, aslında:

    • nefesi,
    • bilinci,
    • hafızayı,
    • kültürü,
    • varoluşu

    birlikte incelemek anlamına gelir.

    Gubze, dili bir yüzey değil,

    varlığın kendini ifade ettiği bir zemin olarak görür.

    🌿 

    Sonuç:

    Dil–Nefes–Varlık üçlemesi, Gubze’nin hem felsefi hem bilimsel hem de sezgisel temelidir.

    Bu üçlemenin kesiştiği yerde ses,

    sadece bir işaret değil…

    🌿 

    Sesin Ontolojik Haritası

    (Gubze fono-ontolojisinin varlık düzlemindeki konumlandırması)

    Gubze’ye göre her ses, yalnızca fiziksel bir titreşim değil;

    varlığın farklı bir hâlini temsil eden bir ilke, bir oluş biçimidir.

    Bu nedenle sesler; mekân, zaman, hareket, yoğunluk, yönelim ve bilinç alanlarında

    kendilerine özgü izler taşır.

    Bu izlerin tamamına sesin ontolojik haritası denir.

    Bu harita, sesin nerede durduğunu değil,

    nereden geldiğini ve nereye aktığını gösterir.

    🌿 

    1. Kaynak Katmanı — Sesin Ontik Doğuşu

    Her ses bir başlangıç noktasından doğar:

    • Nefesin hızından
    • Basıncından
    • Ağız içi yolculuklarından
    • Kasların konumundan

    Bu fiziksel başlangıç, sesin ontik (varlığa ait) kökenidir.

    Gubze bunu şöyle okur:

    Her ses, varlığın bir oluş hâli ile başlar.

    Örneğin:

    Bazı sesler “yükseliş” taşır.

    Bazıları “kırılma”, “yayılma”, “durma”, “içeri çekilme”, “açılma” taşır.

    Bu ilk hareket ontolojik haritanın köküdür.

    🌿 

    2. Hareket Katmanı — Sesin Yönü

    Her ses, varlık alanında bir yön taşır:

    • ileri / geriye
    • yukarı / aşağı
    • içe / dışa
    • genişleme / daralma

    Bu yön, sesin dilde nasıl bir görev üstlendiğini belirler.

    Gubze’de yön, anlamın en temel belirleyicisidir.

    Sesin hareketi → anlamın yönünü verir.

    Örneğin:

    Bir ses yukarı yönlü bir titreşim taşıyorsa,

    kelimelerde “yükselme”, “çoğalma”, “hafifleme” anlamlarına yakındır.

    🌿 

    3. Yoğunluk Katmanı — Sesin Maddeleşme Derecesi

    Her ses bir yoğunluk taşır:

    • hafif
    • orta
    • ağır
    • yoğun
    • sert
    • geçirgen

    Bu yoğunluk, sesin kelimeye nasıl bir “madde” verdiğini belirler.

    Yumuşak bir ses → akışkan, geçişken anlamlar

    Sert bir ses → keskin, sınırlayıcı, bölücü anlamlar

    Yoğun bir ses → kalıcılık, ağırlık, dayanıklılık

    Bu, sesin ontolojik haritasındaki *“maddi ilke”*dir.

    🌿 

    4. Zaman Katmanı — Sesin Süreklilik Tipi

    Her ses, zamana dair bir işaret taşır:

    • anlık
    • sürekli
    • titreşimli
    • duraklamalı
    • kesintili

    Bazı sesler kısa, vurucu bir zaman getirir.

    Bazıları sürekliliği hatırlatır.

    Bazıları kesintiyi, kırılmayı, başlangıcı veya bitişi.

    Gubze’de zaman, sesin ontolojik salınımıdır.

    🌿 

    5. Mekân Katmanı — Sesin Uzamsal Etkisi

    Sesler mekânsal olarak da farklı izler taşır:

    • dar alan
    • geniş alan
    • yukarı katman
    • derinlik
    • yüzey
    • merkez
    • çevre

    Bir sesin çıkış biçimi, zihinde bir mekân imgesi oluşturur.

    Bu, kelimenin anlamını yönlendirir.

    Bazı sesler dar bir tüneli çağrıştırırken,

    bazıları geniş bir odayı,

    bazıları da yukarı doğru açılan bir boşluğu hatırlatır.

    🌿 

    6. Bilinç Katmanı — Sesin Ruhsal Yansıması

    Gubze’nin en derin katmanı budur.

    Her ses:

    • bir duygu tonu,
    • bir ruh hâli,
    • bir bilinç yönelimi
      taşır.

    Bazı sesler:

    • yumuşatma
    • yatıştırma
    • genişletme

    etkisine sahipken,

    bazı sesler:

    • uyarma
    • keskinleştirme
    • dikkat toplama

    etkisine sahiptir.

    Bu, sesin ruhsal ontolojisidir.

    🌞 

    Ontolojik Harita Ne İşe Yarar?

    Bu harita sayesinde:

    • Sesin varlıkta durduğu yer,
    • Kelimede taşıdığı anlam,
    • Kültürde bıraktığı iz,
    • Bilinçte uyandırdığı duygu

    tek bir sistemde okunabilir hale gelir.

    Bu harita olmadan fono-ontoloji eksik kalırdı.

    Bu haritayla birlikte ise Gubze tam bir sistem haline gelir.

    🌿 

    Sonuç:

    Sesin ontolojik haritası,

    Gubze’nin “ses → nefes → anlam → varlık” zincirini görünür kılar.

    Bir sesin kim olduğunu, nereden geldiğini, nereye aktığını gösterir.

    Bu harita olmadan dil çözülür;

    bu haritayla birlikte dil kendi ruhuna kavuşur.

    varlığın kendi titreşimi haline gelir.

  • GUBZE’ye Hoş Geldiniz

    GUBZE’ye Hoş Geldiniz

    Gubze, yalnızca bir kelime değildir;

    bir hafızanın uyanışı, bir dilin yeniden nefes alışıdır.

    Bu platform, Çerkes dilinin her sesini, her kökünü,

    her tarihsel titreşimini araştırmak ve yeniden anlamlandırmak için kurulmuştur.

    Burada, dil yalnızca bir iletişim aracı değil,

    varlığın kendisini taşıyan ontolojik bir yapı olarak ele alınır.

    Gubze;

    kökü kadim olanı bugüne taşımayı,

    ses ile anlam arasındaki bağı yeniden kurmayı,

    insanın kendine dönüş yolculuğunu sözlerle örmeyi amaçlar.

    Gubze’ye hoş geldiniz.

    Bu yol, bir sese bakıp bir dünyayı görebilenlerindir.