Etiket: ontoloji

  • Bir Sesin Peşine Düşmek

    Bir Sesin Peşine Düşmek

    “A-ilk Ses”

    Ses bir kapı,

    insan o kapıdan yürüyen yolcu.İnsanlığın ortak hafızasından bir hatırlama

    Bir harf değildi yalnızca.
    Bir işaret de değildi.
    Bir nefesin dışarı değmesi gibi
    varlığın kendini duyurmasıydı.

    Sonra anladım:
    Ses benim değildi.

    Benden önce de vardı,
    benden sonra da olacak.

    İnsanlık kadar eski
    ve herkes kadar ortak.

    Ben sadece
    bir gün
    bir sesi
    daha dikkatli dinledim.

    Ve o ses
    başka sesleri çağırdı.

    Kelimeler geldi,
    anlamlar geldi,
    eski bir kapı aralandı.

    Şimdi geriye dönüp bakınca
    şunu söyleyebilirim:

    Ben bir şey keşfetmedim.

    Sadece
    çok eski bir mirasın
    tozunu hafifçe üfledim.

    Ve gördüm ki
    her ses
    zaten
    kendi olarak doğmuş.

    Ben ise
    sadece
    bir sesin peşine düşmüştüm.

    Ses – Nefes – Anlam – Bilinç

    İnsanlık hafızası

    sesle açılır,

    sesle taşınır.

    Yol uzundur.

    Yolcu

    bilse de

    bilmese de

    yolundadır.

  • Savaş, Paylaşımın Gecikmiş Hâlidir

    Savaş, Paylaşımın Gecikmiş Hâlidir

    Savaş, Paylaşımın Gecikmiş Hâlidir

    Tarihte savaşların sebepleri farklı isimlerle anlatılır:
    din, kimlik, güvenlik, sınırlar, ideolojiler…

    Ama yüzeyin altına bakıldığında çoğu zaman aynı soru çıkar:

    Kaynakları kim yönetecek?

    Toprak, su, enerji, ticaret yolları, pazarlar…

    Ekonomi aslında para değil,
    enerji akışıdır.

    Doğada enerji dolaşır.
    Paylaşılır.
    Denge kurar.

    İnsan sistemi ise çoğu zaman akışı durdurur.
    Biriktirir.
    Yoğunlaştırır.

    Biriken her şey, dengeyi bozar.

    Ekonominin en temel gerçeği şudur:

    Hiçbir güç, hiçbir zenginlik, hiçbir büyüme sonsuz değildir.
    Arz değişir.
    Talep değişir.
    Değerler değişir.
    Koşullar değişir.

    Hayat akıştır.

    Akış durduğunda, gerilim başlar.
    Gerilim büyüdüğünde, sistem zorlamaya başlar.
    Zorlama arttığında ise çatışma ortaya çıkar.

    Bu nedenle birçok savaş, görünürde farklı sebepler taşısa da, özünde bir dengesizliğin sonucudur.

    Doğa paylaşır.
    Sistem biriktirir.
    Savaş, bu gerilimin dışa vurumudur.

    Oysa denge zamanla kendini yeniden kurar.

    Yoğunlaşan güç dağılır.
    Büyüyen balon söner.
    Biriken çözülür.
    Akış yeniden başlar.

    Çünkü hayatın yasası birikim değil, dengedir.

    Bu yüzden şöyle de söylenebilir:

    Savaş, paylaşımın gecikmiş hâlidir.