
Görünmeden Önce
“Oluş ile Doğuş”, tamamlanmış bir varlığın kendisini göstermesiyle değil; henüz ne olduğu belirlenmemiş olanın içeriden örülmeye başlamasıyla açılır.
Burada ilk karşılaşma görünür bir biçimle değildir. Henüz adı, yönü ve sınırı bulunmayan; fakat bütünüyle yok da sayılamayacak bir hareket vardır.
Doğuş görünür olduğunda fark edilir.
Oluş ise çoğu zaman görünmeden önce başlar.
Başlangıçtaki Soru
Bir şey ne zaman doğmaya başlar?
Göründüğü anda mı?
Kendisini fark ettiği anda mı?
Yoksa henüz bunların hiçbiri gerçekleşmeden, kendi imkânlarını toplamaya başladığında mı?
Bu bölümün düşünce yürüyüşü, doğuşun tek bir başlangıç anına indirgenemeyeceği ayrımıyla ilerler.
Ortaya çıkan her biçimin öncesinde; henüz tamamlanmamış, kendi iç ilişkilerini kurmakta olan bir oluş alanı bulunabilir. Bu alan görünür olmayabilir; fakat sonradan ortaya çıkacak olanın imkânlarını taşır.
Düşüncenin Yürüyüşü
İlk hareket belirdiğinde onun ne olacağı henüz bilinmez.
Oluş, daha baştan belirlenmiş bir sonucun eksik hâli değildir. İçindeki olasılıklar arasında ilerleyen, ilişkiler kurdukça değişen ve giderek kendine özgü bir yön kazanan süreçtir.
Bu nedenle oluş ile doğuş birbirinden ayrılır:
Oluş, henüz görünmeyenin kendi imkânlarını toplaması, ilişkiler kurması ve biçim kazanmasıdır.
Doğuş, bu sürecin görünür, duyulur veya karşılaşılabilir bir eşiğe ulaşmasıdır.
Biri diğerinden kopuk değildir. Fakat aynı şey de değildir.
Doğuş, oluşun bir anda yerini aldığı olay değil; oluşun taşıdığı hareketin bir eşikten geçmesidir.
Sesin Hareketi
Bu bölümün düşünsel okumasında ses, tamamlanmış bir biçimi ilan etmek için kullanılmaz.
Önce belirsiz bir hareket alanı açar. Hareket giderek toplanır, yoğunlaşır ve kendi içinde ilişkiler kurmaya başlar. Sesin taşıdığı şey henüz “Ben buradayım” diyebilen bir varlık değil; varlığa doğru ilerleyen bir oluş hâlidir.
Müzik burada düşünceye sonradan eklenen bir süs değildir. Düşüncenin sözle henüz belirginleştiremediği hareketi taşır.
Ses, doğmuş olanı anlatmadan önce oluşmakta olanı duyulur kılmaya çalışır.
Döngü İçindeki Yeri
“Oluş ile Doğuş”, GUBZE Senfonik Döngü I’in ilk ana bölümüdür.
Bu bölümde oluşan henüz kendisini fark etmez. Bununla birlikte kendi imkânlarını toplamış, belirli bir yoğunluğa ulaşmış ve fark edişi mümkün kılacak alanı hazırlamıştır.
Bir sonraki ana bölüm olan “II. İlk Fark Ediş”, oluşanın ilk kez kendi varlığına yöneldiği yerde başlayacaktır.
Böylece ilk iki bölüm arasında şu hareket kurulur:
Oluşan vardır; fakat henüz kendisini bilmez.
İlk fark edişte, var olan ilk kez kendisine yönelir.
Birinci Bölümün İç Açılımı
“Oluş ile Doğuş” ana bölümü, daha sonra altı ayrı hareketle daha yakından ele alınmıştır:
- I.1 Kıpırtı
- I.2 Tutunma
- I.3 Örülme
- I.4 Belirginleşme
- I.5 İçeriden Taşma
- I.6 Eşik
Bu altı hareket, ilk kıpırtıdan eşiğe uzanan oluş sürecini ayrıntılandırır.
Ana bölüm bütün hareketi bir arada taşırken, I.1 açılımı bu hareketin iç evrelerine yaklaşır.
Eseri Dinle
“Oluş ile Doğuş”, altı ana bölümden oluşan GUBZE Senfonik Döngü I’in girişidir.
Eseri dinlerken belirli bir görüntü veya duyguya ulaşmak gerekmez. Sesin nerede toplandığına, nerede yön kazandığına ve henüz belirginleşmeden önce nasıl bir alan açtığına dikkat edilebilir.
Bugünden Bakınca
Bu metin, eserin tek ve kesin anlamını belirlemek için yazılmadı.
Eser tamamlandıktan sonra yapılan bir düşünsel okumayla; bölümün adı, döngü içindeki yeri ve sesin taşıdığı hareket arasındaki ilişkiyi görünür kılmayı amaçlıyor.
Dinleyenin karşılaştığı hareket, görüntü veya duygu bundan farklı olabilir. Bu farklılık eserin dışına çıkmak değil; sesin başka bir dünyada yeniden karşılık bulmasıdır.
Bir Sonraki Hareket
Oluşan henüz kendisini görmedi.
Fakat kendisini fark edebileceği alan artık açıldı.
Sıradaki bölüm:
II. İlk Fark Ediş
Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.